KONYA’DAKİ ‘’ÇIT’’I DUYUYOR MUSUNUZ?

2009 Haziran 2

DSC09571

Başarılı olan her işin bir hikayesi vardır, diyor Adem Mermerkaya. Öğrencilerini de önüne katarak bir hikayelerinin olduğunu Konya halkına ‘’ÇIT’’latıyor. Her biri karikatür okulundan edindikleri bilgileri canla başla vücuda getirmek için çalışıyor.

Biri logosuyla uğraşırken, bir diğeri tanıtım için çabalıyor. Çizginin diline olan inançlarını dinlemek için onlarla buluştuk atölyelerinde. Bize çıkarmakta oldukları ‘’ÇIT Mizah ve Karikatür Dergisi’’nden söz ettiler.

Adem hocam, biz sizi daha çok tasarımlarınız ve CafCaf’taki çizimlerinizle tanıyoruz. Aynı zamanda Konya’da karikatür dersleri veriyorsunuz.Öğrencilerinizde bu ışığı nasıl yakaladınız? Geçen yıl da karikatür dersleri veriyordunuz; ama öğrencileriniz karşımıza böyle bir projeyle çıkmamışlardı.

Adem Mermerkaya: Geçen yıl kursa gelen öğrencilerin genelde yaşları küçük olduğu için aynı dili yakalayamadık. Şimdiki öğrenciler ise genelde üniversite öğrencisi. Hatta en küçükleri üniversiteye hazırlanıyor. Bu anlamda bu sene çok farklı bir atılım gerçekleştirdik. Yakaladığımız ortak dil neticesinde derslerimiz daha keyifli ve doyurucu geçiyor.

ÇIT ekibinin çizimlerini nasıl buluyorsunuz? Sizce çizimleri olgunlaşmış mıdır?

DSC09573 A. Mermerkaya: Dergiyi okul olarak görüyoruz ve dolayısıyla çok iyi çizerler olduğumuz iddiasında değiliz. Maksatımız sadece çizmek değil, çizdiklerimizi de göstermek. Biz bu şekilde çizimlerimizi geliştirmek istiyoruz. ‘’Bak biz çiziyoruz, olduk biz’’ iddiasında da değiliz. Amatör bir dergi çıkarıyoruz. Çizerek öğreneceğiz. Bizim bir dünyamız var bize ait o dünyayı sizinle paylaşmak istiyoruz.

Hocam, bir de ekipten dinleyelim derginin hikayesini.

Her beyaz sayfa beni heyecanlandırıyor.

Hocanız Adem Mermerkaya herkesin ve her şeyin bir öyküsü olmalı diyor. Peki sizin bu yoldaki hikayeniz nasıl başladı? Öncelikle sizden karikatür kulvarındaki başlangıç öykülerinizi dinleyelim.

R.Betül Arı: Çocukluğumda fotoğraf konusunda çok radikaldim, fotoğraf çekimine iyi gözle bakmazdım. Şöyle hatırlıyorum, ailece mutlu olduğumuz bir anı fotoğraflamak yerine kağıda dökerdim ve hemen anneme götürürdüm. Annem de evimizde bir panoya asardı çizdiklerimi. Orada haftalarca asılı kalırdı.

DSC09584 Mustafa Çetinkaya: Annemin rivayet ettiğine göre, ilk çizimlerim 2-3 yaşlarında ortaya çıkmış. Annem oyalanmam için önüme kağıt kalem koyarmış. Bir de örnek olsun diye bir figür çizermiş. Annemin iddiasına göre ondan iyi çizermişim. İlköğretimde ise çizimlerimin üzerine baloncuklar çizip konuştururdum. Ders notlarımın arasına karikatürler sıkıştırırdım. Hala öyle yapıyorum. Her beyaz sayfa beni heyecanlandırıyor. Hatta lise 2 de çizgi roman yapmayı düşünmüştüm. Her çizimimi heyecanla bir poşette biriktirirdim. Resmen bir arşivdi. Ama ailem önceleri çizimle meşgul olmamın derslerimi etkilediğini düşünürdü. Bu sebeple bir tartışma sonrası o arşivimi yaktığımı hatırlıyorum.

Rumeysa Öztürk: Önceden bir ilgim yoktu karikatüre. Çizim yeteneğim de yoktu tabi. Hocalar sadece ‘emeğe saygı’ diye 5 verirlerdi. (gülüyor) Ablam çizerdi, ben espri yeteneğimi onun çizimlerine katardım. Kısacası o çizerdi, ben söylerdim.

Büşra Dür: Karikatüre ilgim, CafCaf’ı takip etmemle başladı. Geçen yıl Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’ndeki karikatür kursuna başlamıştım. Ama öncesinden bahsetmem gerekirse, tabii ki çocukluğumdan beri çizime ilgim var. Acemi olsam da sürekli çiziyordum. Kursların etkisiyle çizimim gelişti.

Karikatür okuluyla irtibatınız nasıl oldu?

M.Ç: İstanbul’da bir ara Ahmet Kesgin’in karikatür kursuna katılmıştım. Teknik anlamda baya faydalı oldu bu kurs benim için. Üsküdar’da Genç Akademi’nin sunumlarına da katıldım iki hafta kadar. Akademi kendi bünyesinde pilot bir dergi çıkarıyordu. Akademide öğrenilenlerin aktarıldığı bir platformdu bu dergi. Karikatürlerimi göndermiştim. Ciddi anlamda ilk karikatürlerim bu dergide yayınlandı. Sonrasında CafCaf’ta Konya’daki karikatür kursunun haberini görmüştüm. Konya’da üniversiteye başladım. Konya’ya gelir gelmez de ilk işim CafCaf’ın Konya temsilciliğinin toplantısına katılmak oldu. Orada Adem Mermerkaya’nın öğrencileriyle tanıştım. Büşra Dür, Adem hocanın kurstan öğrencisiydi. Ondan bilgi aldım. Hocayı tekrar kursa başlaması için ikna ettik ve kursa başladık. Şimdi de meyvesini almaya çalışıyoruz.

DSC09580 

R.B.A: Karikatür okuluyla tanışmam, Mazlumder İstanbul Şubesi’nde Turgut Yılmaz’ın karikatür kursu açmasıyla gerçekleşti. O sıralar DGS’ ye hazırlanmamdan ötürü karikatüre odaklanamamıştım ve öylesine çiziyordum. Mazlumder’deki kurs temmuzda başlamıştı ve o yıl üniversiteyi kazandığım için Konya’ya gidecektim. Turgut hoca, kursumuz Konya’da da devam ediyor, istersen orayla irtibat kur, dedi ve Adem hocayla tanışmamı sağladı. Mustafa gibi, ben de Konya’da CafCaf Dergisi temsilcilik toplantılarına katılıyordum. CafCaf’ın etkinlikleri sebebiyle sürekli bir aradaydık. Adem hocayı da CafCaf’ın ilk açılan dergi standında görmüştüm. Tanıştık ve kursu tekrar açması için ısrar ettik. Hocamız sağolsun, kursu tekrar açtı ve şimdi böyle bir çabanın ilk ürününü vermekle meşgulüz.

R.Ö: R. Betül arayıcılığıyla kurstan haberim oldu. Bir röportaj ödevim vardı ve Betül’ün hocası Adem hocayla röportaj yapmak istiyordum. Onunla tanıştıktan sonra, muhabbetindeki derinlik beni çok etkiledi. Önceleri sırf muhabbet etmek için giderdim, ama şimdi yavaş yavaş çizime olan ilgim arttı.

DSC09593 B.D : Çizmeye olan merakım, TYB’ nin açtığı kursa katılmamı sağladı. Adem hocayla öyle tanıştım zaten. CafCaf’ı takip ettiğim için karikatüre çok aşinaydım. Hocayla irtibatı kesmedik. Bu sene de Tüketiciler Birliği’nde kursumuza devam ediyoruz.

“Karikatür, rakibini tek yumrukla nakavt etmektir’’

Peki çizimlerinizle neyi amaçlıyorsunuz? Çizmek sizde nasıl anlam buluyor?

R.B.A: Çizimlerimin mesaj kaygısı taşımasını amaçlıyorum.

M.Ç: Çizdiklerim hafif ironi barındırmalı. Mesela bana dokunan bir olay varsa çizerim. İsrail’in Filistin’e girdiği gün okuduğum bir haberden çok etkilenmiştim. Obama, Filistin haberini aldığında golf oynuyormuş. Hemen bunu çizimime kattım. Konya semalarında dolaşan İsrail uçaklarına olan tavrımı ortaya koymak için kızgın bir semazen ve etrafında dönen İsrail uçakları çizmiştim. Tabi komik mevzuları da çiziyorum. Örneğin; Nasreddin hoca fıkralarını çizimlerime yansıtıyorum. Kısaca tavrımı yansıtıyorum. Adem hocamın çok hoş bir lafı var. ‘’ Karikatür, rakibini tek yumrukla nakavt etmektir’’. Bu sebeple ben de tepkimi çizerek dile getiriyorum.

DSC09595B.D: Çizgi dili her şeyi ifade ediyor hiçbir dil bilmesen bile. Uluslararası kamuoyuna dahi tepkini bu şekilde gösteriyorsun ve çok etkili bir mesaj olabiliyor karikatür.

Mustafa sen şuan gelecek vaad eden karikatürist olarak gösteriliyorsun. Hatta Genç Dergisi’nde ara ara çizimlerin yayınlandı. Peki ailen ne diyor bu işe? Bu yeteneğini destekliyorlar mı?

M.Ç: Babam destekliyor ama önceleri özellikle bir toplum içinde ‘’benim oğlum şunu çizdi’’ diye beni överlerken, kendi aramızdayken bana kızarlardı. Bu çelişkiyi yaşadım bir dönem. Ama Genç Dergisi’nde çizdikten sonra, tatilde eve gittiğimde Genç’in o sayısını alıp saklamışlar. Şu an çizim yeteneğimi destekliyorlar. Hatta şu noktaya gelmemde, kursa devam edip kendimi geliştirmem konusunda çok büyük payları var.

Sen aynı zaman da Selçuk Üniversitesi Veterinerlik bölümünde öğrencisin. Bu alanda bir gelecek düşünüyor musun?

M.Ç: Evet bir gelecek düşünüyorum elbette. Zaten küçüklüğümden beri hayvanları seviyordum. Sınava hazırlanırken sağlık sektörü düşünüyordum. Tıp, diş hekimliği gibi. Puan düşük gelince alternatif olarak geride veterinerlik kalmıştı. Zaten bir nevi bu da hekimliktir.

Rumeysa Betül, sen hem karikatür çiziyorsun hem de Selçuk Üniversitesi Gıda Mühendisliği’nde eğitimine devam ediyorsun. Aynı zamanda karikatür okulunda da eğitimin devam ediyor. Peki bu okulun çizimine ne gibi bir katkısı oldu?

DSC09596 

Rumeysa Betül Arı: Katkısı olduğu yadsınılmaz bir gerçek. En başta karikatürle ilgili psikolojik alt yapımız oluştu. Adem hocamız psikolojik olarak da derse hazırlıyordu bizi. Sadece ders yapmıyoruz tabi ki.

Evet sadece ders olmuyor. Siz sadece burada çizim yapmıyorsunuz, aynı zamanda bir beyin fırtınası da mevcut gördüğüm kadarıyla. Peki edindiğiniz bu kültürel alt yapı çizimlerinizi nasıl etkiliyor?

R.B.A: İlk etapta bizi düşünmeye sevk ediyor. Çünkü düşünemeyen bir insan asla karikatür çizemez. Çizen insanın bir dünya görüşü, bilgisi ve özellikle tavrı olmalı. Düşünüyorum o halde çiziyorum. (gülüyor)

Çizimlerinde anatomiye sadık kalman karikatürle aranda bir çelişki oluşturmuyor mu? Karikatür bir abartma sanatı değil midir?

R.B.A: Karikatürde çizgiden çok fikir esastır. İnsanların aldıkları tavır önemlidir. Bu anlamda Hasan Aycın’ı kendime örnek alıyorum. Çizimleri benim hayal ettiğim tarzda çizimler. Mizahi karikatürlere gelince görsellik önemlidir. Ama ben genelde yergi karikatürleri çiziyorum.

Yani senin için karikatür bir tavır mıdır?

R.B.A: Evet. Zaten Müslüman olarak hepimizin bir tavrı olması gerekmez mi? Kendimizi ifade edebilme yöntemimiz bu.

DSC09586

İslami mizah yayılmalı!

Aynı zamanda ÇIT’ın genel yayın yönetmenisin. O halde bu sorunun cevabını en iyi sen verirsin. Dergi çıkarma fikri nasıl olgunlaştı aranızda? CafCafla yetinmeyi tercih etmemenizin sebebi nedir?

R.B.A: Öncelikle biz CafCaf’ın izinden gidiyoruz. Bu bir mitoz bölünmedir. Olması da gerekir. Çünkü camiamızda bu kulvarda büyük bir boşluk var. Bu boşluğu tek derginin doldurmasını beklemek yerine çoğalmayı tercih etmek gerekir. İslami mizah yayılmalı!

Derginin ismini nasıl buldunuz? ÇIT baya akılda kalıcı, iyi bir tercih, kutlarım.

R.B.A: Adem hoca, bir internet sitesinde dergimizin çıkacağını söylemiş ve isim konusunda yardım istemiş. Gelen öneriler değerlendirildikten sonra, ÇIT’ta karar kılındı.

Peki derginin isim babası kim?

R.B.A: Şemsettin Yapar dergimizin isim babası. Kendisi daha önceleri karikatür kursunun yardımcı hocalığını da yapmış.

Dergi çıkaran her kitle çıkardıkları dergilerin akılda kalacak bir sloganı olsun isterler. ÇIT’ın var mı böyle akıllara durgunluk verecek sloganı?

R.B.A: Henüz belirginleşmiş bir slogan yok ama şuan için aklımda olan şu: Şimdilik sadece çıtlatıyoruz, sonrasında gümbürdeyeceğiz!

Gördüğümüz kadarıyla ÇIT’ta profesyonel bir görev dağılımı yapılmış. Peki Rumeysa , sen derginin hangi aşamasında yer alıyorsun?

Rumeysa Öztürk: Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde okuduğum için derginin basın danışmanlığını yapıyorum.

Hak verirsin ki, karikatür kursları halkımızın çok aşina olduğu bir kurs çeşidi değil. Türkiye geneline de geniş anlamda yayılmadı. Dolayısıyla müfredatınız merak ediliyor( gülüyoruz). Derslerde neye önem veriyorsunuz?

R.Ö: Öncelikle karikatür yetenekle alakalı bir durum. Derslerde biz tekniği alıyoruz. “Şöyle çiz, böyle çiz’’ şeklinde bir durum söz konusu değil. Çizimleri sayfaya yerleştirmeyi görüp, kompozisyon düzeni nasıl olur onu öğreniyoruz. İfade çalışmaları yapıyoruz. Animasyonlar izliyoruz. Animasyonlardaki figürlerin ifadelerine yoğunluk veriyoruz. Bütün bunları yaparken beyin fırtınası yapmaktan asla geri durmuyoruz.

Dergi kadrosunu nasıl buluyorsun?

R.Ö: Başta ben olmak üzere hepsi harika! (gülüyor)

DSC09607

Konya’nın bir Nasreddin Hoca’sı var!

CafCaf’ın karikatür ve mizah dünyasına farklı bir kulvar olarak açtığı yoldan geçmeyi hedefliyorsunuz ve ÇIT Karikatür ve Mizah dergisiyle de İslami mizah açılımına yeni bir soluk katmayı düşünüyorsunuz. Peki sizce Konya ÇIT’a gereken özeni gösterir mi? Sizi ve yapmak istediklerinizi anlayabilir mi?

R.Ö: Konya ÇIT’a anlayış gösterir çünkü Konya’nın mizahi bir alt yapısı var. Rumeysa Betül’ün bir sözü var. ‘’Konya halkı cümleyle görseli birleştirip olayı hayalinde canlandırabiliyor.Bizim de mizahta yaptığımız budur.” En başta Konya’nın bir Nasreddin Hocası var. ÇIT, Konya gencinin bir haykırışı olacaktır. Amatör de olsa. Adem hocamızın dediği gibi “ Mizah, izahtır.’’ Dünya sorunlarına dair düşüncelerimizi barındıracağız ve sesimizi duyuracağız.

B.D: Yanına etli ekmek koyarsak bu dergi okunur. (gülüyor)

R.B.A: Biz Konya’da yaşıyoruz ve dergimizde Konya gündemini barındıracağız. Bizi burada bir arada tutan da bu şehirdir dolayısıyla bize bu güzel işleri yaptıran da bu güzel şehrin bereketidir.

M.Ç: Konya’nın insanında güzel bir mizah anlayışı var. Konuşmasıyla, ağzıyla özgün bir mizaha sahip olunca çizgi olarak da bunu görmek isteyecektir. Gördüğü zaman da bu değeri bu şekilde daha iyi anlayacaktır.

ÇIT’ın bir açılımı var mı? Yoksa bile ÇIT’ın açılımı olsa ne olurdu?

R.Ö: ÇIT’ın belirli bir açılımı yok; ama biz arkadaşlar arasında türetiyoruz. Bilirsin öğrenci milleti hep aç gezer. Ben de aç gezdiğim bir zamanda bir açılım türetmiştim. ÇIT = Çörekotlu Ispanaklı Tandır böreği (gülüyoruz)

R.B.A: Çok Istıraplı Tim…(yine gülüyoruz)

Merhaba Müzeyyen Betül, CafCaf’ın Konya temsilcisisiniz ama karikatür okulunun dışında bir bireysiniz. ÇIT’ın hararetli çalışmasına yakından şahitsiniz. Ne düşünüyorsunuz bu ekip hakkında? Sizce ÇIT çıkmalı mı?

Müzeyyen Betül (CafCaf Konya Temsilcisi): Tabi olmalı. Betül’ün dediği gibi Konya gündemini aktaracak bu dergi bize. Ben bu anlamda ÇIT’ı önemsiyorum.

gül çiğdem

Bir Yanıt leave one →
  1. 2009 Ağustos 14
    mehmet özkendirci permalink

    mevlana ve nasrettin hocanın torunlarına merhaba…yaşanan onca olaylar karşısında bana ne diyen yada haksızlıklar zulümler karşısında üç kuruşluk çıkarları ugruna kraldan çok kralcilık yapanların serpilip geliştigi bir dünyada yaşıyoruz maalesef…her taraftan her an çizilebilecek o kadar çok konu var ki 60 lık bir çizer olarak maalesef ülkem adına sevinemiyorum.toplumumuzun büyük bir kısmı dut yemiş misali susarken ÇITınızın çok gür çıkmasını dilerim

Yorum Yapın

Note: You can use basic XHTML in your comments. Your email address will never be published.

Subscribe to this comment feed via RSS