Kanımca üç farklı karikatür anlayışı vardır.
Kısa ömürlü çabuk tüketilen bol balonlu karikatürler ( fast food )
Uzun ömürlü yazısız sadece çizgiden oluşan karikatürler
Orta ömürlü çizgi ve balondan oluşan toplumsal gerçekleri yansıtan irdeleyen gözlemleyen karikatürler
Karikatürcü olarak doğulmaz karikatürist olunur
Karikatürist bolca okumalı toplumsal olayları takip etmeli kendisini sürekli beslemelidir.
Karikatür aslında zincirleme çağrışımlar yaptığı için dil olarak şiirle akrabadır.
Karikatürün ve espirinin matematiğini çözebilmek için bolca soru çözmeli yani üretmelidir.
Karikatür düşüncenin, hayata bakışın çizgi ile ifadesidir dolayısı ile tercümana ihtiyacı olmayan tek dildir.
.
Karikatürcünün divitinin ucu sivridir bazen batar, ikaz eder, acıtır ama her zaman zulmün karşısında kılıçlaşır.
Karikatürü zor kılan ve bir o kadarda çekici yapan şey anlatmak istediğini bir lahzada anlatmasıdır.
Her şeyin tezatlar yumağı ortaya karışık olduğu ülkemizde mizah yapmak kolay bir iş değildir.





“Kanımca üç farklı karikatür anlayışı vardır.
Kısa ömürlü çabuk tüketilen bol balonlu karikatürler ( fast food )
Uzun ömürlü yazısız sadece çizgiden oluşan karikatürler
Orta ömürlü çizgi ve balondan oluşan toplumsal gerçekleri yansıtan irdeleyen gözlemleyen karikatürler”
Karikatürün ömrünü yazılı veya yazısız olması mı belirler yani? İnsan yanlış tespit yapar da bu kadar mı yanlış bir tespit yapar? Karikatürdeki “klasik” ölçütü diğer sanatlardan pek de farklı değildir. Edebiyatta, sinemada nasılsa karikatürde de aynıdır. Moda eğilimlere kapılmadan, her zaman genelgeçer konular üzerine yazıp çizme. Ve tabi en önemlisi gerçekten komik bir espri barındırıyor olmasıdır karikatürü klasik yapan. Yoksa karikatürcüler derneğinde falan yüzlerce salak balonsuz ama berbat espriler çiziyorlar. Bu tavırları onları “devasa usta” mı yapar yani? Hala barış güvercini çizen adam var bu memlekette. Ağzında zeytin dalı, kanat çırpan güvercin çizen bir adamı bu sanatın gelişimi için vurmak gerekir. Sen nasıl sanatçısın ki yeni bir “imge” üretemiyorsun? Nasıl bir “öğrenilmiş aptallık” içindesin?
İnsan biraz yaratıcı olmaya çalışmaz mı? Bırak yeni imgeleri yeni anlatım stilleri, yeni tarzlar bulmaya çalışmaz mı?
Popüler olan kötüdür diye bir şey de yok ki. Popüler olan bir iş döneminin beğenisine hitap ediyor demektir. Fakat on yıl geçince o dönemin beğenisine hitap etmeyecek diye bir kural yok. Bekleyip göreceksin bunu. Tolystoy yaşarken Rusya’da en sevilen sanatçıydı. Bırak en sevilen sanatçıyı, en sevilen insandı. Ölümü olay olmuştu. Bütün Rusya cenazesine aktı adamın. Dönemin beğenisine hitap ediyordu çünkü. Fakat Tolstoy hala en sevilen yazarlardan biri. Sadece Rusya’da da değil. Bütün Dünyada.
Yani yaşasa sen tolstoya da acımasızca ya popüler kesin klasik olmaz bu mu diyecektin?
Bu tür genellemelerden kaçınmakta fayda var. Adını anımsayamadığım bir amca’nın söylediği gibi “genellemeler aptallara özgü’dür” Hele bu derece yanlış genellemeler. Aman Allahım:)
By: cizgigunlugu on Ekim 9, 2008
at 3:33 pm
Aslında çizerin yaptığı genelleme gayet mantıklı burada yapılan genelleme popülerlikten öte fikir işçiliği üzerine kurulmuş.
Hayatın içinden olan gündelik olan ve gündem dışı diyede kategorize edilebilirdi.
By: Ülkü on Ekim 9, 2008
at 8:48 pm